Ana içeriğe atla

Nitelikli

Futbol ve Tribün Kültürünü İşleyen Başarılı Film: GREEN STREET HOOLIGANS..

  Siz de benim gibi futbol delisiyseniz daha doğrusu tribünü, holiganlığı seviyorsanız işte tam da sizi derinden etkileyecek ve ömür boyu aklınızdan çıkmayacak bir film. Bir başkası için çok bir şey ifade etmese de futbol ve tribün kültürü, bu hazzı bilenler benim ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar eminim. Bu filmi 3 yıl önce izlemiştim ve hala benim için ilk 3 favori filmimin arasındadır. Bu filmin bana kattığı en önemli şeylerden biri de beni sıkı bir West Ham United taraftarı yapması oldu sanırım. Green Street Hooligans benim için farklı bir yerde olduğundan bunu sizlerle paylaşmak istedim. Bir futbolseverseniz umarım bu film sizi de beni etkilediği kadar etkiler, eğer değilseniz de umarım size futbol ve tribün aşkını aşılar.. İzledikten sonra futbolun asla sadece futbol olmadığını, bunun çok daha ötesinde bir şey olduğunu göreceksiniz diye umuyorum. Gelin biraz filmin içeriğine bakalım.. İngiliz yapımı “Green Street Hooligans” (2005) yukarıda girişini yaptığım fanat...

Gençleri Derinden Etkileyecek Film: AMERICAN HONEY


american honey
American Honey filminin yönetmen koltuğuna 1961 İngiltere doğumlu ” Kırmızı Sokak(2006), Akvaryum(2009) ve Uğultulu Tepeler” filmlerinden tanıdığımız Andrea Arnold oturmuş. Andrea, çok parlak geçmişi olan bir yönetmen değil. Daha çok kısa filmlere ağırlık vermiş. Senaryosunuda kendi yazdığı uzun metrajlı filmlerinden ”Akvaryum(2009)” beğenimi kazanmıştı. American Honey’in senaryosunu ve diyaloglarını da yönetmen kendisi yazmış.
Filmin kısaca içeriğinden bahsedecek olursak; Star(Sasha Lane), annesinin bakımlarını üzerine bıraktığı iki kardeşi ile birlikte fakir bir yaşam sürerken birden karşısına ”hadi benimle gel” diyen bir genç çıkar. Fakirlikten bıkan Star, çocukları bir bahaneyle annesine bırakarak bir minibüs dolusu gençle birlikte yola çıkar. Bu yolculukta gençler, kapı kapı dolaşıp dergi satarak geçimlerini sağlamaya çalışırken yaşamın gerçekleriyle de yüzleşirler..
Yönetmen, bu filminde birçok insani davranışı, aşkı, arkadaşlığı, varlığı, yokluğu, ahlakı, manevi değerleri, mutlulukları ve mutsuzlukları anlatmaya çalışmış. Anlatımı da öyküsünün baş karakteri Star üzerinden yapmış. Yönetmen, Amerikan gençliğinin sosyal yarasına parmak basarken bunu gerçekçi bir şekilde seyirciye geçirmeye gayret göstermiş. Amerikan gençliğine umudunuzu asla kaybetmeyin mesajı gönderirken, her canlının yaşama hakkının olduğunun altıda kalın çizgilerle çizmiş.
Fakir genç kızımız Star, daha 18 yaşında, aşkı ve sevgiyi tatmamış ama aşka inancı tam. Yalan söylemekten, üç kağıtçılıktan ise bihaber. Kapı kapı dolaşıp dergi satmaya çalışırken bile yalan söyleyemiyor, maddiyatı elinin tersi ile itip dürüstlüğü her şeyin üzerinde tutuyor. Öykü, bu tür ahlaki olaylar zincirinde ilerlerken Amerikan toplumunun her türden ve kesimden insanlarla yüzleşmemize de olanak tanıyor. Filme göre az okuyan, yaşamayı sadece alkol, uyuşturucu,müzik ve danstan ibaret sayan Amerikalı gençler, gerçeklerle yüzleşemedikleri gibi hayal kurmayı bile beceremiyorlar.
Aslına bakılırsa filmde sadece Amerikan gençliği değil günümüz gençliğine vurgu yapılmış. İzlediğimizde kendimizden bir parçalara sık sık rastlayabiliyoruz. Filmin müzikleri gerek karakterlerle gerek konuyla çok güzel bütünlük sağlayabilmiş. Hatta filmin kalitesini arttırdığını bile söyleyebiliriz çalan şarkıların.

Yorumlar

Popüler Yayınlar